
Ayvalıkda tekne gezileri yapılıyor, bir sürü küçük büyük adalar var, onların etrafında dolaşıyorsun, çok güzel koylarda mola veriyorlar yüzüyorsun, enn büyük ada Cunda'ya uğruyorsun falan filan.Ama ne tekneler görmeniz lazim, 2 katlı, 3 katlı falan, tıka basa da doluyorlar, yemekli, canlı müzik de var, resmen Tarabya tavernalarının piyanist şantözleri oraya taşınmışlar. Bu teknelerde sabahın 10.30 dan, akşamın 18.00 e kadar dambada dumbada, tıs bam tıs bam çalıyorlar, avaz avaz konuşuyorlar, sözüm ona milleti gaza getirecek, dansa kaldıracak, allah ne verdiyse sonuna kadar bangırdıyorlar. Ayol gazinoya mı geldik, yoksa denizde, tatildemiyiz, ne oluyor yaaa... Yurdum halkı ne meraklı her fırsatta ve her ortamda göbek atmaya, yani maksat şenlik olsun, deniz, tabiat, güneş, etraf falan değil.
Bunlardan olmasın istemem diyorsanız, bir parça düzgünü Bambi adlı tekne, daha küçük, çok adam almıyor, ya fransızca parçalar çalıyor, ya da hafif müzik, öyle bangırdamadan. Sabah çıkıyorsunuz usul usul yol alıyor, nerede bangırdayan tekne var, ondan olabilecek enn uzağa demir atıyor, veya hangi tekne o koydan çıkıyor, bu sonra giriyor falan. Öğlende nefis tava papalina balıkları yapıyorlar (Ayvalıkda çıkan hamsi benzeri, tadı başka lezzetli bir balık), yanında bol salata, hiç bitmiyor, patlayana kadar servis var, sonra karpuz, akşam üstü molasında da çikolatalı ev keki+çay servisi pek hoş oluyor.
Yani denize girmek yüzmek derdimiz, güzel deniz havası almak, etrafı seyretmek, martılarla süzülmek, güneşlenmek, bu arada da balık yiyip karnımızı doyurmak varken, öyle avaz avaz müzikler, eğlence olsun derken kafa şişirmek, hayatında hiç oynamamışcasına, bir daha da hayatında katiyen müzikli bir yer görmeyecekmişcesine, o tipine, vücuduna bakmadan salkım saçak hoppada hoppada ne oluyor sizce. Hele o müzik yaptığını zanneden çalgıcı takımına ne demeli, hele de DJ denilen tiplerin konuşmalarına, çaldıkları müziklere ne demeli, akıllara ziyan valla.
Yemekden sonra tabaklarda kalanları denize atıyorsun, havada martılar kapıyor, nasıl teknenin yanına üşüşüyorlar, birbirlerinden balık kapmaca yapıyorlar, o kadarki yaklaşıp elimizden alıyorlardı, denizin üzerinde de balıklar ekmeklere geliyordu, çok güzel bir manzara vardı....




















Ben de iki gün oralara takildiktan sonra Limanağızı denilen yeri keşfettim karşı kıyıda bir ufak koy, (aşağıda en sol res.) çakıl taşlı yine ama sahilden giriyorsun, hergün tekne ile oraya gitmeye başladım, nasıl sakin güzel bir yer, sessiz, ufak bir restoran var, gün boyu yayıl, kitap oku, uyu, denize gir, müzik yok, kalabalık yok, ferah yüz yüzebildiğin kadar, akşam yine tekne almaya geliyor. Bir gün Kekova tekne gezisine katıldım, üç ağızlardan başlıyor, akvaryum koyu, korsan koyu, kekova (en sağ), simena (ortada) ayy nasıl güzel koylar, deniz lacivert veya turkuaz rengi, pırıl pırıl, berrak, nefis, gözlük ve şnorkel aldım, ilk defa deniz altında balıkları seyrettim, bambaşka bir dünya orası, bir de dalsam neler görecektim kimbilir. Simena nefis bir yer, harika taş evler var, ufacık bir köy ama sahildeki ufak restoranlar kırmızı sardunya cenneti, sokaklar daracık ve dik, ama tırmanıp çıkınca, çay bahçesinde manzara eşliğinde bir kahve içmek harikaydı, bu kadar ücra bir köşe, deniz yolundan başka neredeyse hiç yolu olmayan bir yer, oradaki insanlar, çiçekler, deniz, ahh ahhh....















Yemekler malum Toscana bölgesindeyiz yöresel tadlar var, ama arkadaşlar denizci olduğu için deniz ürünleri ağırlıklı yedik, pastalar, balık çorbası, dondurmalar, tatlılar, peynirler ne siz sorun ne ben söyleyim. Sadece öğlenleri meyva yiyerek kendimi dengeledim zannediyorum ?? Deniz, temiz hava, çiçek böcek, italyanlar, yemekler ve ben. Yine damarlarımda italyan kanı dolaştığına, buradan birşeylerin kanımı çektiğine, 1,5 sene ara vermeye zor dayandığıma, senede en az bir kere bu topraklara ayak basmamın şart olduğuna tekrar karar verdim. Dönüş yolunda Pisa'ya uğrayıp kulenin fotolarını çekmek vardı ama yolda feci bir kazaya rastlayıp bir saat otobanda bekleyince uçağı kaçırmamak için vazgeçtim, sonra uçaktan havalanınca tepeden gördüm Pisa kulesini. Marinada yatan tekneleri anlatmam için ayrıca bir gün lazim. Sadece kaptan arkadaşımın şu anda çalıştığı teknenin resmini koyayım da bayılalım....


Mutena bir semtin, mutena sokaklarından birinde oturuyorum ama ne yazıkki evim çok güneş almıyor, bu yüzden bir kırmızı sardunya bile yetiştiremiyorum diye esef etmiş, bir sayfa yazı yazmıştım. İçime ukte olan şeylerden biridir, her sene derdim azar, sonra yine geçer....