

Ööölee geçiyor günler işte, bazen boş geliyor bana, bazen dolu dolu. Bazen boşu boşuna diyorum, bazen ohh çok iyi diyorum. İniş çıkışlar, gel gitler işte....
Bitişik apartmanı yıktılar, kepçeler, kamyonlar gelip gidiyor, şimdi de devasa bir matkap kayaları deliyor (altımız hep kayalık, sağlam zemindeyiz yani) aman ne gürültü, ne toz duman, ne pislik. Yarım metrelik balkonumun içine ettiler. Bir de evdeki eşyaların sarsılması, sanki deprem oluyor hissi, çok gıcık. Biraz sonra yan duvarları dikecekler, demir kafesler içindeki bloklar içine çimento - harç akıtma makinası gelecek, gecenin bilmem kaçında. Trafik yüzünden gündüz giremiyorlar ya buralara bunlar, gece oluyor bu işler, diğer bitişikteki apartman yıkılıp yapılırken ne çektik oradan biliyoruz.
Seneye de bizim apartmanı alır yıkar bu Keten İnşaat, bütün Nişantaşının içine ettiği gibi. Tamam çok güzel binalar, şık, estetik inşaatlar yapıyorlar kabul edelim ama tarihi doku diye bir şey kalmıyor, sanki o eski güzelim apartmanlar hiç yaşamadı, hiç varolmadı, kaç senelik yapılar bir bir gidiyor, birdenbire bu modern tasarımlı apartmanlar bitti bu semtte.
Şöyle 20 yaşında buradan çıkıp gitmiş, (okumaya, çalışmaya, evlenmeye, v.s neyse) birisi 20 sene sonra dönüp çocukluğumun geçtiği ev diye arayıp bakmaya kalksa hiçbirşey bulamıyacak.
Ben 18 senedir burada oturuyorum, ben bile tanıyamıyorum bazı yerleri, o kadar çok değişti ki.
Çok şikayetciyim bu Keten İnşaat'tan, arkasında kim var merak ediyorum (Sarıgül mü dediniz ?).

Gitmek mi zor, kalmak mı zor, sen gel bunu bir de bana sor...