12 Temmuz 2006

KAŞ YAPARKEN GÖZ.....


Ahh blogcuuum seni nasıl özledim, kaç gün oldu iki satır yazamadım. Kaş'a gittim döndüm, anlatmam lazim, resimleri göstermem lazim ama buraları toplamaktan vakit bulamıyorum.
Gitmeden önce yazdıklarıma baktım da, gerçekten çok yüzdüm, buruşuk parmaklarımın resmini çekmeyi unuttum, kitap okudum Inci Aral'dan "Taş ve Ten" çok tavsiye ederim. Nermin Bezmen'den "Sır" hala bitmedi fena değil, biraz masalımsı havada olsa da, şimdi elimde Tuna Kiremitçi'nin " A.Ş.K neyin kisaltması" kitabı var, parça parça yazılar, henüz bitmedi, içlerinden bir tanesini pek beğendim yakında buraya koyacağım. Onun ilk kitabını okuyorum, millet kaç tanesini çoktan devirdi, ben anca yetişiyorum, neyse hiç yoktan iyidir.
Kaş çok değişmiş, kaç sene olmuştu gideli unuttum, bir sürü yeni binalar, oteller, yollar açılmış, meydanlar, dükkanlar, cafeler, lokantalar dolmuş. Turistler çoğunluk alman veya kuzey avrupa ülkeleri veya ingilizler, ama bu sene beklenenden daha az oldukları için esnaf pek mutsuz. Kupa bittikten sonra gelirler inşallah diyorlar. Kaldığım pansiyon, Küçük Çakıl denilen bölgede ufak basit bir yer, sahipleri pek tembel, hiçbir iyileştirici, geliştirici şeyler yapmamışlar, halbuki yer olarak pek avantajlılar, anne,baba, çocukların işlettiği bir mekan. Bütün binalar dağlara doğru dayamışlar sırtlarını, aralardan fışkıran begonviller, zakkumlar, yaseminler, nefis manzaralı, önünden yol geçiyor, sonra kayaların üstünde plajlar.
Burada durun işte çok fena bu sistem, dipdibe şezlonglar, şemsiyeler, çoluk çocuk herkes bir arada, ne kitap okuma, ne kafa dinleme, ne itiş kakış olmadan denize girme mümkün değil.
Ben de iki gün oralara takildiktan sonra Limanağızı denilen yeri keşfettim karşı kıyıda bir ufak koy, (aşağıda en sol res.) çakıl taşlı yine ama sahilden giriyorsun, hergün tekne ile oraya gitmeye başladım, nasıl sakin güzel bir yer, sessiz, ufak bir restoran var, gün boyu yayıl, kitap oku, uyu, denize gir, müzik yok, kalabalık yok, ferah yüz yüzebildiğin kadar, akşam yine tekne almaya geliyor. Bir gün Kekova tekne gezisine katıldım, üç ağızlardan başlıyor, akvaryum koyu, korsan koyu, kekova (en sağ), simena (ortada) ayy nasıl güzel koylar, deniz lacivert veya turkuaz rengi, pırıl pırıl, berrak, nefis, gözlük ve şnorkel aldım, ilk defa deniz altında balıkları seyrettim, bambaşka bir dünya orası, bir de dalsam neler görecektim kimbilir. Simena nefis bir yer, harika taş evler var, ufacık bir köy ama sahildeki ufak restoranlar kırmızı sardunya cenneti, sokaklar daracık ve dik, ama tırmanıp çıkınca, çay bahçesinde manzara eşliğinde bir kahve içmek harikaydı, bu kadar ücra bir köşe, deniz yolundan başka neredeyse hiç yolu olmayan bir yer, oradaki insanlar, çiçekler, deniz, ahh ahhh....

3 yorum:

Laz gelini dedi ki...

canım gezeryazarcım, kocam bana sürpriz yapıp kaş'ta bir tatil ayarlayınca ilk sen geldin aklıma gitmeden önce açtım siteni okuduk ve çok faydalandık. Teşekkür ederek yanaklarından öpüyorum. Limanağzındaki plaj mükemmeldi.

Adsız dedi ki...

That's a great story. Waiting for more. » » »

Adsız dedi ki...

Enjoyed a lot! pictures buick lesabre Toyota tundra brake diet bontril homes Shell merchant card services Trial pairs acuvue color hair loss organin honeywell hwm 255 humidifier