20 Haziran 2006

Haberler

Uzun zamandır yazamadım aklımda yazmak istediğim çok şey var ama sıraya koyamıyorum gelişi güzel yazacağım. Biraz içimi dökmek, biraz haberlerden duyduklarım, biraz havadan sudan.
Şu bebek ölümlerine ne kadar üzüldüm, bu nasıl bir memleket böyle patır patır öldü gittiler, kimsenin kılı kıpırdamıyor, bir bakteriymiş sebep deyip geçtiler, düşünebiliyormusunuz 9 ay bekleyen anneler babalar bebekleri oluyor, sevinç, heyecan, rahatlama v.s. bir sürü şey hissediliyor ama, sonra bir anda bebeğin ölüp gidiyor, aklım havsalam almıyor, bu nasıl iştir. Şimdi diyecekler kuş gribi gibi birşey bu, bebek gribi !! öldüler ne yapalım....

Dünya kupası maçları seyrediyormusunuz, ne sıkı maçlar oluyor, ben hep Afrika takımlarına şans tanıyorum, nasıl oralara çıktılar bare 2. tura çıksın bazıları. Gana takımını gördünüz mü ne hırslı oynuyorlar. Ben bütün takımların giydikleri şortlara takılıyorum, dizlerine kadar upuzun, bol, ne gıcık şeyler, tesettürlülerin mayoları gibi, ama sanırım Angola takımı vardı siyah kırmızı formalar, ama şortları eski bildiğimiz gibi kısa, dar, eskiden futbolcularin giydiği şekilde şort gibi şort. Acaba spor malzemeleri yapan firmalar da gittikçe muhafazakar mı oluyorlar ??
Avustralya takımında çok yakışıklı oyuncular var, Brezilyalıları seyretmek çok zevkli, Almanlar buldozer gibiler, bakalım 2. yarıda neler olacak.


Cumartesi günü ofisden bir arkadaşın kır evine davetliydik, Ömerli taraflarında yarısı ahşap yarısı taş 2 katlı nefis bir ev bahçede nefis güller, kiraz ağaçları, hamak, şezlonglar. Mangal yaptık, 3 aylık bebeğini sevdik, sohbetler, çimenlerin üzerine oturmalar, gırgır şamata derken hoş bir gün geçti, negativiteyi attık, oksijen aldık, güzel şeyler yedik.

Akşama da Ajda Pekkan konserine gittim. Ben evvel ezelden beri ona hayranım, ne yapsa beğenirim, toz kondurmam, nasıl Sezen Aksu manyağı isem, bu da o çeşit. Ama el insaf edin yani, kim onun gibi 60 yaşını devirmiş olsun da, onun gibi sahnede 30 yaşında gibi dursun. Saçları, kıyafetleri, vücudu (nasıl zayıf, nasıl düzgün) sesi, havası hala herkese on basar valla. Pek hayran oldum, eğlendik, bir kere daha takdir ettim, herzaman önünde saygıyla eğilirim.

Pazar günü son dakka ertelenen sabah kahvaltısı programına kızmaktan kendimi alıkoyabilmek için araba ile boğaz yolunda ilerlerken kendimi bebekde buldum, yaz festivali varmış, parka herkes yayılmış, yiyecek, giyecek, kitap, dergi, çanta ne ararsan satıyorlar (2. el) çoluk çocuk ortalıkta, müzik bir yandan bangır bangır. Ben de daha ileride deniz kenarında bir kahveye oturdum, kahvemi içip gazetelerimi okudum, denizdeki tekneler, sandallar ne kalabalıktı, ne yazık ki deniz kenarı da pek kirliydi, buna rağmen köpeği ile yürüyüşe çıkmış herkes dikkat ettim hayvanları bir denize batırıp çıkardılar serinlesinler diye, zavallı hayvanların telaşını göreceksiniz, hele bir de silkinince ortalığa saçtıkları sular....

Sonra eve dönüş yolunda bir fidanlığın önünden geçerken buldum kendimi. Hemen park edip daldım içeri. Kırk çeşit çiçekler, bitkiler, saksılar, aletler, edavatlar derya gibi uzanıyorlar önümde. Hemen sardunyalar ve begonyalar ile toprak aldım ve o boğucu sıcaktan ve trafik karmaşasından kurtulup eve zor attım kendimi. Evdeki bütün boş saksılarıma bir güzel ellerimle hepsini diktim, suladım, balkonuma yerleştirdim. Çiçekle toprakla uğraşmak ne kadar güzel birşey biliyormusunuz, Çin atasözündeki gibi bir ömür mutlu olmak istiyorsan çiçek yetiştir. Kırmızı sardunyalarımın üzerinde tomurcuklar var hergün onları takip ediyorum nasıl açıyorlar diye. Niye daha önce yapmadım acaba, bir türlü fidanlık önünden geçememiştim demekki... Bir de bahçem olsa orada şöyle domatesler, maydanozlar, başka çiçekler falan eksem uyku tutmaz beni herhalde hergün onları gözlemekten. Bu arada evin içindeki yeşil bitkilerim de nazar değmesin çoştular, pek güzel büyüyorlar, kışın biraz cansızdılar, ışık yetmiyor falan diye
yaprak dökmüşlerdi, pek üzülmüştüm.
Bu hafta tembellik yaptım yemek pişirmedim, biraz da yemeyim de zayıflayım diye çaba gösteriyorum, akşamları salata, meyva, cacık falan takılıyorum, spora gidiyorum ama gram veremiyorum, imdaaaattttt....


Ayıptır söylemesi yeni bir fotograf makinası aldım, gördüğünüz resimleri de onunla çektim, bu sıralar resim çekme merakındayım...
Bir de şu resimleri blogda istediğim gibi yerleştirebilmeyi öğrensem artık gam yemiyeceğim. Please help....

2 yorum:

cadı dedi ki...

Gezeryazar içini döktürdü yazsana sonuna:)
Makinen hayırlı olsun canım, bende sürekli fotoğraf çekip duruyorum ve güzel bir makine araştırıyorum.

tipitip dedi ki...

Ne güzel haftasonu olmuş valla ohh ooohhh...Ben de Gana'yı tutuyorum dünya kupasında :)