12 Nisan 2006

Sinema

Benim gibi sinema manyagi baska varmidir acaba ? Arkadaslar arasindaki arastirmama gore yok. Haftada en az iki film yapiyorum, eve gelip Cnbc-e ye takiliyorum, digiturkdeki movie kanallari da taraniyor, bu arada diger kanallar, bu gunlerde hangimiz en yeni filmi ilk defa biz oynatacagiz diye didisirken piyasada kacirdigim filmleri de orada yakaliyorum, benden keyiflisi yok. Gercekden bir film izledikten sonraki memnunlugumu, sinemaya giderken duydugum heyecani, telasi pek baska birseylerde duyamiyorum galiba, bu baska turlu bir haz.
Son gunlerde gorduklerim “Ask ve Gurur”, “Munih”, “Geysa’nin Anilari”. Sirada olanlar ; “Iyi Geceler, Iyi Sanslar” ve “ Mac Sayisi” .
Bu rituel soyle basliyor, hafta sonu gazete eklerinden veya dergilerden o hafta gelen film kritikleri okunur, bilhassa Alin Tasciyan’inkilere guvenilir, (Atilla Dorsay da fena degildir), sagdan soldan duymus olduklariniz varsa not alinir, veya onceden kitabini okudugunuz vardir mesela acaba filmi nasil diye bir heyecan bir merak olusur, gidilecek filmler saptanir.
Bazen de sadece oyunculari veya yonetmeni ugruna hicbirsey okumadan arastirmadan dosdogru gidilir.
Sonra ofisden cikma saatine gore veya hafta sonu yapman gereken islere gore matine saati ayarlanir, bazen rahat rahat bazen ucu ucuna sinemaya girilir, eline oyle gurultu yapacak seyler katiyen alinmaz, (hart hurt misir, hisir hisir cips v.s.), belki sessizce acilacak bir gofret veya sessizce cignenecek sakiz olabilir.
Sonra sabirla abuk sabuk reklamlar seyredilir (aslinda bazilari da guzel olabiliyor), - pek yakinda - gelecek programlar -hafizaya alinir, nihayet film baslar. Sonra bir kaptirirsin kendini o akisa, macera, dram, ask, korku, komik, ne varsa icine girersin olaylarin, perdede gorduklerinin, bire bir yasamaya baslarsin. Onun icin belki ben cok kaptiriyorum kendimi, hersey sahiciymis gibi seyrediyorum, yasiyorum, aglama, gulme, korkma, heyecan, butun duygularim hep beraber dolu dizgin gidiyoruz. Bazilari aglamamak icin pek sikar kendini, bazilari alay eder film bu yahu, bazilari kasar da kasar, bazilari da uyur !! Nasil illet olurum.

Gecenlerde Can Dundar da yazmisti “ Ask ve Gurur” filmi uzerine, gercekden guzel, gorulecek bir film, o siir gibi dili, karakter yapilari, oynayan oyuncularin role yakismalari, kostum, cevre, zamanin adetleri, usulleri falan, ve de iliskilerin tarzi sekli, duygularin ortya konmasi veya konamamasi, gidin gorun.

Bir Geysa’nin Anilari’na gelince, kitaba nazaran cok daha ustun koru anlatilmis diye duydum, kitabi okumadim ama hep boyle olur zaten, romandaki dil bazen film diline aktarilamiyor, ama bilgi kultur acisindan Geysa ne demekmis ogrenmek (tam olmasa da) , her japon filmlerinde olan kiraz agaclarinin guzelligini seyretmek, hirsin, kiskancligin nerelere kadar gidecegini ve ne sonuclar doguracagini bir kere daha ogrenmek adina gidilir gorulur.
Bakalim gitmek icin hangisine sira gelecek onumuzdeki gunlerde.

1 yorum:

Ender dedi ki...

Bravo Dilek ! Nihayet o gün geldi iste yükseliyorsun, önce blog sonra gazetede köşe yazarı, TV muhabiri, sahne ve beyaz perde!! sana destek verdigimiz bu gunleri ve bizleri unutma olurmu?
Hepsinde basarilar..
Ender